|
Zamanı
geldiginde cekilmeli
Daima kalabilmek icin zamanı geldiginde
cekilmek gerekir Unuttum inan; unuttum bütün benligimı serüvenlerim,
hikayelerim nem toplamıs bir bulut gibi döküldü gözlerimden. Gök
yüzünün bu siyaha çalan ucsuz yüzüne bakarak hep agıt yaktım
kaybettiklerime.Güzellerim nasılda kaydınız parmaklarımın arasından
nasılda caresızce izledim yok olmalarınızı.Bir kibrit yoktu cebimde
karnlıgınıza yakacak ucusan ısıgınızda tutunup kalabilecegim yoktu iste
yok. Zarif gumus kadehlerede sunulmus zehir, itiraz etmeden
yudumlamısım ve tepkisiz izlemisim ıssızlıgın kanıma islemesini.Isyanları
ise hep bu saate gizlemisim, yani kımsenin duymadıgı zamana. Akmıs bır
ömürlük serüven donuk bakıslarımda.Duygusuz sönük inkarlarda.Balkonlar
aynı,sahıl aynı dert yine aynı.Bu sonuçsuz yalvarıslarımmıs elimde kalan
ve kalacak olan, birde bu donuk sessizlik.Hani kelimeler kifayetsiz.
Sözcükler anlamsız bu derde düsmeden önce iste aynen öyle.Ögreniyoruz ıste
düse kalka ögreniyoruz zulmu,hiçligi. Bazen bir sabah kalktıgımda
yoklugun ısıgına dair hafiften bır ezgi kalıyor aksamki kasırgadan
aklımda.Gün dogmus ya gerisi zaten önemsiz. Siyah bir halının
süpürdükçe kirlenen beyaz beyaz pullanan ön yüzü gibi seni düsündükçe
dahada bir batıyorum bu cıkmazlıgın dibine. Zaman kanatıyor derin derin
yaralar acıyor benim tedavi diye sana gönderdigim merhabalarda. Gün
çeliskili dedikodu kabuslarında yarım yarım kararıyor, uzaklaradan ucan
bir güvercinin kanatlarındaki guneşsin, ben elimde havlu pesin sıra
kosturuyorum.Sitem yok inan sadece caresizce aranıyorum kah klavyede kah
kalemle kagıtlarda yuzunu kelimelerle boyuyorum.Birtek dudakların acıkta,
onlarada cesaret
edemiyorum… |